Adapazarı Ovası sanayinin kurbanı oldu


Üst Bşk: SAKARYA NEHRİNİN MİLYONLARCA YILDA OLUŞTURDUĞU

ADAPAZARI’NIN OVASI GİTTİ ADI KALDI

 

Ana Bşk: SAKARYA ZİRAAT ODASI BAŞKANI ŞENOĞLU:

“TORUNLARIMIZ BİZİ İYİ HATIRLAMAYACAK”

 

Spotlar: “Toprağı verimli olan araziler üzerine sanayi tesisi kurmak gelişmek değildir, medeniyetsizliktir.”

“Bundan sonra Adapazarı Ovası’nda sanayi tesisi kurma çabası içinde olanlar karşılarında Sakarya Ziraat Odası’nı bulacaklardır.”

“Biz, tarıma dayalı sanayi istiyoruz. Tarıma dayalı sanayi dışında kurulacak sanayi tesislerine kesinlikle karşıyız.”

 

 

Ülkemiz son yıllarda hızla sanayileşiyor. Bu çok güzel bir gelişme. Ancak sanayi tesislerinin kıraç alanlar dururken, birinci sınıf tarım arazilerinin üzerine kurulması geleceğimizi karartıyor. Ne yazık ki kimse de bunun farkında değil. Plansız programsız, kısaca bilinçsiz sanayileşme sebebiyle topraklarımızın büyük bir kısmını kaybettik, kaybetmeye de devam ediyoruz.

Hızla gelişen sanayi, kendini en çok Sakarya’da Adapazarı Ovası’nda gösteriyor. Verimli tarım arazilerine sahip olan Adapazarı Ovası, kelimenin tam manası ile sanayinin kurbanı oldu. Bir zamanlar dünyanın en lezzetli patatesinin, mısırının, bal kabağının yetiştiği ovaya, şimdi sanayi tesisleri hâkim. Ovadaki fabrikalar sadece tarım arazilerini yok etmekle kalmadı, bacalarından yükselen zehirli gazlar, bölgede canlı hayatını da tehdit ediyor. Yıllar önce yapılan hatalı politikalar yüzünden sanayileşmeye açılan Adapazarı Ovası’nda tarım fabrikaların arasında can çekişiyor. Adapazarı’nda ne tarafa bakarsanız bakın bir sanayi tesisiyle karşılaşmanız mümkün. Eskisi gibi toprak kokusu alamıyorsunuz, Adapazarı’nda.

HASAD olarak, geçtiğimiz ay Adapazarı’ndaydık. Hızla gelişen sanayinin kurbanı olan Adapazarı’nı, Sakarya Ziraat Odası Başkanı Hamdi Şenoğlu ile gezdik. Sayın başkanla Adapazarı’nda tarımın son durumunu ve verimli arazilerin ne şekilde sanayiye kurban edildiğini konuştuk. Başkan Şenoğlu ile şehir merkezinden çıkıp tarımsal alanlara ulaşmamız yaklaşık 2 saat sürdü. Konumuz tarım değil de sanayi olsaydı, sayın başkan ile bu kadar gezmemize gerek kalmayacaktı. Çünkü sanayi, Adapazarı’nın dört bir tarafını çevrelemişti. Dümdüz ovada nereye baksanız çiftlikler yerine fabrikalar ve sanayi sitesi görüyorduk.

Peki! Ne oldu da Adapazarı Ovası, sanayinin kurbanı oldu? O verimli tarım arazilerinin beton yığınına dönüşmesine kimler katkı sağladı? Sanayi sitelerinin 1. sınıf tarım arazilerine kurulmasındaki sebep ne idi? Sakarya Ziraat Odası Başkanı Ziraat Yüksek Mühendis Hamdi Şenoğlu ile bunları ve Sakarya tarımını konuştuk.

 

Sayın Başkan sizinle Sakarya’da tarımı ve sorunlarını konuşmak istiyoruz. Önce isterseniz Ziraat Odası’ndan başlayalım. Bize kısaca Sakarya Ziraat Odası’nı tanıtır mısınız? Kaç üyeniz var, oda olarak ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Sakarya Ziraat Odası, 1965 yılında kurulmuş olup, Türkiye Ziraat Odaları Birliği’ne bağlı bir kuruluştur. 1955 yılından bu yana, Sakarya’da çiftçimize hizmet vermekteyiz. Şuan ki toplam üye sayımız 13.900’dür. Yalnız, 13.900 üyemizden sadece 6.000’i faaldir. Merkez köylerle beraber 3 yerde odamız bulunmaktadır. 3 ziraat mühendisi ve 5 personelimizle çalışıyoruz, çiftçimize yardımcı oluyoruz. Sakarya, tarım bölgesi olduğu için yoğun şekilde çalışıyoruz. Sürekli köyleri gezip, çiftçilerimizi dinliyoruz. Biz işe, “çiftçilerimizin sıkıntılarını çözmek için ne yapabiliriz” düşüncesiyle başladık. Bunun için ilk olarak, çiftçilerimizin eğitimini artırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verdik. Odamızın ve Tarım İl Müdürlüğü’nün katkılarıyla çiftçi eğitim programları hazırladık. Çiftçilerimizle daha iyi irtibat kurmak ve son gelişmelerden çiftçilerimizi bilgi sahibi edindirmek için “mesaj hattı” kurduk. Her köyde odamızdan bir delege olmasına rağmen çiftçilerimiz tam anlamıyla bilgilendirilemiyordu. Kurduğumuz mesaj hattı sistemiyle çiftçimiz anında her konu hakkında bilgi sahibi olabiliyor.

Ben aynı zamanda, İl Danışma Kurulu’nun da başkanlığını yapıyorum. Her ay kurulu toplayıp, çiftçilerimizin sorunlarını konuşuyoruz, çözüm önerileri hazırlıyoruz. Çiftçi sorunlarının en üst seviyede ele alındığı İl Danışma Kurulu toplantılarında hazırlanan raporları üst makamlara iletiyoruz. Bunun yanında köylerde her ay meclis toplantıları gerçekleştiriyoruz. Köylerde bulunan delegelerimiz çiftçilerimizin problemlerini tam olarak aktaramadıkları için meclis toplantılarını köylerde yaparak sorunları yerinde görüyoruz. Meclis toplantılarını köylerde yapmamız, iyi sonuçlar almamıza neden oldu. Çoğu çiftçimize bu toplantılar vesilesiyle proje yaptık, verdiğimiz kurslarla çiftçilerimizin bilinçlenmesine katkı sağladık.

 

Sakarya’da yoğun olarak hangi kültür bitkilerinin tarımı yapılıyor? Bunların ülke ekonomisine katkısı nedir?

Sakarya’da tarım yapılan topraklar 245.356 hektar genişlikle ilin yaklaşık %51'ini kaplamaktadır. Sulanabilme kabiliyetine haiz 93.000 hektarlık alanın yaklaşık 20 bin hektarlık (toplam alanın % 8'i) bölümünde sulama ünitelerinden fiilen yararlanılarak sulu tarım yapılmaktadır. İlimizde, turunçgil ve muz dışında her türlü bitkisinin yetiştiğini söyleyebiliriz. Sakarya’nın güneyinde yer alan ilçelerimizde sebzecilik ve çeşitli meyveler, orta kesimde başta mısır olmak üzere tarla ziraatı ve sebzecilik, kuzeye gidildikçe fındığın öne çıktığını görmekteyiz.   Tarımın ülke ekonomisine katkısına baktığımızda ise, ilimizde gelirin yüzde 20’si tarımdan kaynaklanmaktadır. Toplam nüfusun yüzde 40-45’i tarımla uğraşıyor. Bu sayı sanayinin yoğunlaştığı bil ilde fazla gibi gözükebilir. Ama Sakarya’da memur, işçi ve emekli herkes tarımla bir şekilde uğraşmaktadır. O yüzden ilimiz ekonomisi içerisinde tarım sektörü önemli bir paya sahiptir. İlimizin tarımsal yapısı polikültür bir özellik göstermekte, işlenen tarım alanlarında en fazla tarla bitkileri yetiştiriciliği yapılmaktadır. Tarla tarımında ağırlıklı olarak yer alan ürünler arasında, mısır ile münavebe bitkisi olarak buğday, endüstri bitkilerinden şeker pancarı ile ayçiçeği, yumrulu bitkilerden patates ve yem bitkilerinden yonca sayılabilir. Buğday, mısır ve şeker pancarında ilimizdeki verim, Türkiye ortalamasının üzerindedir. Tarla bitkilerinden geri kalan alanın 9.240 hektarında sebzecilik, 6.757 hektarında meyvecilik, 68.563 hektarında fındık yetiştiriciliği ve 3.599 hektarlık alanda bağcılık, 8.750 ha. alanda kavakçılık, 195 hektar alanda ise zeytincilik yapılmaktadır.

 

Biraz da Sakarya çiftçisinin sorunlarını konuşalım.Sakarya çiftçisinin ne gibi sorunları var?

 

Sorunları sadece Sakarya çiftçisine indirgememeliyiz. Türkiye genelinde çiftçi çok büyük sorunlarla karşı karşıyadır. En büyük sorun ise girdi maliyetleridir. Çiftçimiz yüksek fiyatlar altında eziliyor, tarım arazileri her geçen gün küçülüyor. Tarım arazilerinin toplulaştırması yönünde başvuru yaptık. Tarım Bakanlığı bunu bir türlü gerçekleştirmedi. Toplulaştırma yapabilirsek, girdi maliyeti düşecek çiftçimiz daha fazla gelir elde edecek. Toplulaştırma genelde Türkiye, özel de ise Sakarya için olmazsa olmazdır. Çünkü Sakarya’da tarlalar çok küçük parsellerden oluşmaktadır. Toplulaştırmanın yanında, diğer büyük bir sıkıntı da sulama. Gün geliyor yeterli yağış olmuyor tarlalar sulanamıyor, gün geliyor aşırı yağışlardan dolayı tarlalar su altında kalıyor. Sulama sistemi ve altpayısı kurulduktan sonra büyük bir sıkıntı çözülecek. Tek ürün aldığımız alandan üç ürün almış olacağız. Bir başka sıkıntımız ise eğitim. Ziraat Odası olarak zaman zaman çiftçimize eğitim veriyoruz. Ancak yeterli olmuyor. Eğitim çalışmalarına hız vermek amacıyla Sakarya’da “yatılı uygulamalı eğitim merkezi” açmayı düşünüyoruz. Bu merkezin açılması büyük bir külfet bizim için. Maddi imkânları zorlayıp, yatılı uygulamalı eğitim merkezini Sakarya’ya kazandıracağız.

 

ŞEKER PANCARI ÜRETİMİ KARŞILAMIYOR

 

Uzun zamandır kapalı olan Şeker Fabrikası’nın açılması ilin tarımsal üretimini ve ekonomisini nasıl etkiledi?

 

1999 depreminden sonra Şeker Fabrikası uzun bir zaman çalışmadı. Özelleştirilen fabrikayı Pancar Ekicileri Kooperatifi satın aldı. 3 yıldır fabrikada üretim yapılmaktadır. Şeker pancarı, tarım ürünleri içinde birim alandan fazla gelir getiren bitkiler arasında yer alır. Ayrıca önemli bir münavebe bitkisi olması nedeniyle toprak verimliğinin yükselmesini dolayısı ile kendinden sonra ekilecek bitkilerin veriminin artmasını sağlar. Şeker pancarı, yan ürünlerinin tamamı değerlendirilen bir bitki olmasının yanı sıra, üretim ve işlenme periyodu içinde kullanılan girdiler ile birçok sektörde dolaylı olarak katma değeri artırıcı önemli bir rol oynamaktadır. Şeker pancarının yan ürünlerinden yaş küspe hayvan yemi olarak değerlendirilirken, yem sanayinde ve diğer sanayilerde (gıda, ispirto, beton) kullanılmaktadır. Şeker pancarının yan ürünü olan yaş pancar posası ve melas ile pancarın baş ve yaprak kısmı, hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Bu yan ürünlerin kolay temin edilebilir ve ucuz olması,  hayvancılığın gelişmesine katkı sağlamakta ve bu kesime ek gelir kaynağı yaratmaktadır. Sakarya’da Şeker pancarının ağırlıklı olarak ekildiği ilçeler Merkez, Söğütlü, Akyazı ve Pamukova’dır. 4 bin 920 hektar alanda ekilmiş olup yaklaşık 294 bin 350 ton ürün alınmıştır. Burada yetiştirilen pancar fabrikanın üretimine yetmiyor. Üretime yetmesi açısından Eskişehir’e şeker pancarı ekimi için başvuru yaptık. İl Şeker Kurulu, Eskişehir’de pancar üretimine izin vermiyor. Fabrikamız sadece geçen yıl kar etti. Şu an durumu iç açıcı değil. Eskişehir’e pancar ekimine izin verilirse kar eder, Sakarya ekonomisine büyük katkı sağlar.

 

TORUNLARIMIZ BİZİ İYİ HATIRLAMAYACAK

 

Adapazarı Ovası, Türkiye’nin en değerli ovalarından birisi. Ama, hızla büyüyen şehir ve sanayi tesisleri ovaya yayılıyor. Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı burada hayli yaygın. Adapazarı Ovası’ndan elde ne kaldı?

 

Sizinde söylediğiniz gibi Adapazarı Ovası, Türkiye’nin en değerli ovalarından birisi. Şehir ve sanayi hızlı büyüme içerisinde. Geçmiş yıllardan günümüze kadar süregelen yanlış politikalar sebebiyle verimli arazileri kaybettik. 1.sınıf tarım arazileri üzerine kurulan sanayi tesislerini görmek mümkün. Her ne kadar bu duruma içimiz yansa da, geçmişte olan olmuş. Bundan sonrası bizi daha çok ilgilendiriyor, elimizde kalanı korumamız gerekiyor. Bilim insanları bir avuç toprağın ne kadar uzun zamanda oluştuğunu her fırsatta söylüyor. Sakarya’daki topraklar dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen verimli topraklardır. Bundan sonrası için biz artık ovamızda sanayi istemiyoruz. Sanayi kıraç topraklar üzerine kurulmalı. Şuan sanayi tesislerinin kurulması gibi bir faaliyet yok. Olsa daha izin vermeyiz, kanuni yollarla verimli topraklarımızı koruruz. Artık, tarım arazilerini sanayinin kurbanı etmeyiz. Biz, tarıma dayalı sanayi istiyoruz. Tarıma dayalı sanayi dışında kurulacak sanayi tesislerine kesinlikle karşıyız.

Verimli topraklar, sanayi tesislerinden sonra şimdi de imara kurban gitmeye başladı. Sakarya sanayinin gelişmesi yüzünden, göç alan bir şehir konumunda. Nüfus her geçen gün hızla artıyor. Alt yapı hazır olmadığı için de sıkıntılar yaşanıyor. Akova, son 10 yıldır imara açılmakta. 60 bin hektar civarında toprak imarlaşma uğruna kaybedilecek. Kaçak yapılaşma söz konusu. Kaçak yapılaşmaya göz yumdular, şimdi regalleştirmeye çalışıyorlar. Kontrollü yapılaşmayı yetkililer bir türlü gerçekleştiremedi. Burada nasıl bir kavga var, anlamış değiliz. Tarımla ilgili çok büyük hovardalıklar yapılıyor. Sanırım, devlet burayı tarım açısından gözden çıkardı. Nüfusunun büyük bir kısmının tarımla uğraştığı Sakarya’nın gözden çıkarılmasının ne denli bir hata olduğunu bir kenara bırakalım, bu insanlar ne ile geçinecek? O zaman toprak bitsin, keçi besleyip bununla geçinmeye çalışalım. İleride torunlarımız bizi iyi bir şekilde yad etmeyecek.

 

Bundan sonra Adapazarı Ovası’nda sanayi tesisi kurma çabası içinde olanlar karşılarında Sakarya Ziraat Odası’nı bulacaklardır. Bunu söylerken yanlış anlaşılmasın, sanayiye karşı gelen bir insan değilim. Ben sadece, sanayi kuruluşlarının tarım arazileri üzerine kurulmasına karşıyım. Sanayi tesisi kurulması için kıraç arazilerimiz de mevcut. Ama artık Sakarya’da tarımsal sanayinin gelişmesi lazım. Geçmiş yıllardaki politikacıların yaptığı yanlışları günümüz politikacıları yapmamalı. Tarım ile alakalı herhangi bir adım atacaklarında bizlere mutlaka danışılmalıdır. Yoksa, Adapazarı Ovası’nın içler acısı durumu ortada. Toprağı verimli olan araziler üzerine sanayi tesisi kurmak gelişmek değildir, medeniyetsizliktir.

 

Belediyelerin tarım arazilerini imara açmasını nasıl değerlendiriyorsunuz, toprak kurulu görevini tam olarak yapabiliyor mu?

 

Sakarya’da 1999 yılında büyük bir deprem oldu. Resmi kayıtlara göre 3.988 vatandaşımız hayatını kaybetti, 5.180 kişi de yaralandı. 81.702 konut ve işyeri de oturulmaz hale geldi. Depremin sonrasında yeni bir şehircilik planı hazırlanmaya başlandı. Bunda başarılı olunduğu söylenemez. Özellikle, 2000 yılında büyükşehir olduktan sonra daha fazla sıkıntı yaşanmaya başlandı. Şapka büyük geldi, diyebiliriz. Nüfusun hızla artması, konut ihtiyacını doğurdu. Buna paralel olarak da tarım arazileri imara açıldı. Verimli tarım alanları üzerinde önce kaçak yapılaşma başladı. Belediye bunu engellemedi. Sonra da hiçbir girişimde bulunmadı. Şimdi kaçak yapılan evleri yıkıp, yerine konutlar yapacak. Değişen ne oldu, hiçbir şey. Olan yine verimli topraklarımıza oldu. Ziraat Odası olarak, tarım arazilerinin imara açılmasına her fırsatta karşı olduğumuzu vurguluyoruz. Bunun mücadelesini sıkı bir şekilde veriyoruz. Belediyemize, imar alanları ile tarım alanlarının belirlenmesi konusunda dilekçe verdik. İmar alanları ile tarım alanlarını birbirinden ayırt edeceğiz.

Vali yardımcısı başkanlığında toprak kurulu var. Toprak kurulu, belediyelerin imara açmayı düşündüğü arazileri kontrol ediyor. Toprak Kurulu’nun görevini yaptığını söyleyebilirim. Geçmiş yıllarda yapılanlara toprak kurulunun yapacağı bir şey olamaz. Geleceğe dair tarım alanlarını korumak için ellerinden gelen tüm çabayı gösteriyorlar.

 

Sakarya büyükşehir oldu. Birçok köy şimdi büyükşehrin sınırları içinde kaldı. Bu durum, o köylerdeki çiftçileri ve özellikle hayvan yetiştiricilerini nasıl etkiliyor?

İlimizin Büyükşehir statüsüne alınması ve şehir sınırlarının yeniden belirlenmesi ile gelinen noktada 1 adet Merkez İlçe Belediyesi, 6 adet Büyükşehir İlçesi Belediyesi, 6 adet normal İlçe Belediyesi, 15 adet İlk Kademe Belediyesi ve 12 adet Belde Belediyesi olmak üzere toplam 40 belediye ve 428 köy bulunmaktadır. Büyükşehir olmamız bizlere avantajdan çok dezavantaj oluşturdu. Belediyeler kanununa göre, belediye sınırları içerisinde olan alanlarda hayvancılık yapmak yasak. Birçok köyümüz mahalle olduğundan, hayvancılık kan kaybetti. Bundan 10 sene öncesi ile günümüzü kıyasladığımızda, hayvancılıkta önemli oranda düşüş yaşadığımızı söyleyebilirim.

 

 

 

  

 

 

 

 

 

  

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !